KAZAKİSTAN TÜRK DEVLETİ:

KAZAKİSTAN TÜRK DEVLETİ:

 

Kazakistan’ın Kaşagan yataklarından çıkarılan yılda yaklaşık 7.5 milyon ton petrolün Hazar Denizi altından Aktau-Bakü arasına döşenecek yeni bir boru hattıyla Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattına aktarma konusunda Kazakistan ile Azerbaycan Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev’in Nisan 2005’teki Azerbaycan ziyaretinde anlaşmaya varılmıştır. İki ülke arasındaki yazılı anlaşmanın Eylül 2005 tarihine kadar imzalanması beklenmektedir.

 

Hali hazırda Kazakistan’ın tek petrol ihraç hattı Tengiz’den Rusya’nın Karadeniz’deki limanı Novorossisk’e uzanan Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu’nun (CPC) 2001 yılında faaliyete geçirdiği hattır.

 

Madencilik ve Metalurji

Kazakistan dünyada hacim ve çeşit itibarıyla en zengin doğal kaynaklara sahip ülkelerden biridir. Uranyum, krom, kurşun ve çinko yataklarının zenginliğinde dünya ikincisi,  mangan ve bakırda dünya üçüncüsüdür. Kömür, demir ve altın rezervlerinde dünya sıralamasında ilk on, doğalgaz, petrol ve alüminyum rezervlerinde ilk yirmi ülke arasındadır. Kazakistan toprakları altında iki trilyon dolardan fazla keşfedilmiş doğal zenginlik bulunmaktadır.

Ülkenin mineral ve hammadde üretimi, ihtiyacının çok üstündedir. Metalik bizmut, süngersi titanyum, kil, rafine bakır, mangan ve konsantreleri üretiminin %90’ı, petrol, metalik kurşun, çinko üretimin %80’i, doğalgaz, kömür, demir cevheri ve krom üretiminin de %50’den fazlası ihraç edilmektedir. Kazakistan’da üretilen bakır, kurşun, çinko ve kadmiyum yüksek kalitesi ile dünya pazarında büyük talep görmektedir.

Metalurji, petrol ve doğalgaz sektöründen sonra ikinci önemli sanayi kolunu teşkil etmektedir. Bu sektörde demir ve demir dışı metal üretimi önemli bir yere sahiptir.

 

Tarım ve Hayvancılık

Kazakistan Sovyetler Birliği içerisinde işlenebilir toprakların beşte birine sahiptir ve halen önemli bir tarımsal ürün üreticisi ve ihracatçısıdır.

Tarım halen en çok istihdam sağlayan ve üçüncü büyük ihracatçı sektördür. Toplam istihdamın %35,8’i bu sektördedir. En önemli ürünleri başta  buğday olmak üzere tahıl ürünleri ve pamuktur. Değişken hasatlar ve planlı bir şekilde yapılmayan reformlar duraklama ve gerilemeye neden olmuştur. Tarımın GSYİH içindeki payı 2001 yılında %8,7 iken, 2003 yılında %8’e düşmüştür.

 

İnşaat

Kazakistan'ın inşaat ve inşaat malzemeleri sektörü, ülke ekonomisinde geleneksel olarak önemli bir yer tutmuştur. Sektör, 01 Ocak 1999 tarihi itibariyle, aralarında 193 kamu işletmesi ve 6875 özel şirketin de bulunduğu 7170 yasal teşekkülden oluşmaktadır.

 

İnşaat sektörü yabancı yatırımcılara cazip gelen bir sektördür. Yabancı şirketlerle kurulmuş 153 teşebbüs ortaklığının yanı sıra yüzde 100 yabancı sermayeli 102 şirket vardır. Sektördeki endüstri şirketlerinin çoğunun yönetimi yabancılara geçmiştir. Karaganda Çimento Fabrikası “Malezyalı Central Asia Cement” şirketine transfer olurken, Şimkentcement JSC şirketinin yönetiminin Fransız şirketlerine geçmesi gündemdedir.

 

İnşaat sanayisindeki teşebbüs ve örgütlerin hemen hepsi, Devlet özelleştirme programı uyarınca özelleştirilmiş bulunmaktadır.

 

Ülkenin genel ekonomik durumu kuşkusuz inşaat sektörünü de etkilemiştir. Bu etki, sektörün GSYH içindeki 1990 yılında yüzde 12 olan payının 1997 yılında yüzde 4.2'ye düşmesinden de bellidir. Aynı zaman aralığında inşaat malzemeleri sektörünün payı da yüzde 5.6'dan yüzde 2.2'ye düşmüştür. Mamafih, sektöre yapılan yatırımların çokluğunun bu trendi tersine çevirmesi beklenmektedir.

 

Yabancı sermaye, sanayi sektörünün petrokimyasallar, metalürji ve madencilik gibi başlıca sektörleri yanı sıra Astana'daki inşaat projelerine de ilgi göstermiştir. Ne var ki inşaat malzemesi sektörüne yapılan yabancı yatırım, inşaat sektörüne yapılan ile kıyaslanamayacak kadar az olmuştur.

Ulaştırma ve Telekomünikasyon

Kazakistan’daki iletişim sektörü önemli oranda potansiyel büyüme imkânına sahip olup, yabancı yatırımı çekecek kapasiteye sahip olabilecek sektörlerin başında gelmektedir. Kazakistan ile ülkemiz arasındaki telefon haberleşmesi, TÜRKSAT üzerinde kurulu telefon devresi ile sağlanmaktadır.

 

Kazakistan’ın ulaşım ve iletişim altyapısı; boru hatlarını, demiryollarını, hava yollarını, su ulaşım hatlarını, karayollarını, posta sistemlerini ve telekomünikasyon şebekelerini içerir. Son yıllarda ulaşım ve iletişim kompleksi Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın yüzde 9 ila 10'unun kaynağı olmuştur.

 

Kazakistan'da ulaşım ve iletişim sektörünün, ekonominin serbest piyasa ekonomisine transformasyonunun etkinliği üzerindeki etkisi büyük olmuştur. Gerçekten de üretim artışı, birçok bakımdan bu sektörün gelişmişlik düzeyine büyük ölçüde bağlı kalmaktadır. Kazakistan'da nüfus yoğunluğunun düşüklüğü, doğal kaynakların ve iktisadi faaliyet merkezlerinin coğrafi dağılımı ve ülkenin diğer BDT ülkelerine uzaklığı bu sektörü belirleyici konuma getirmektedir.

 

Bugün Kazakistan’da, özellikle de ihracatını arttırabilmek için ulaşım ve iletişim sektörlerine büyük önem verilmektedir. Bu bakımdan uluslararası ulaşım için gerekli yasal, örgütsel ve teknik koşulları yaratmak da önem kazanmaktadır. Kazakistan ile diğer ülkeler arasında 55 ikili ve çok taraflı uluslararası taşıma anlaşması imzalanmış bulunmaktadır.

 

Kazakistan'ın eski de olsa oldukça gelişmiş bir ulaşım şebekesi ve kalifiye ulaşım personeli mevcuttur. Ancak, bu sistem daha da fazla geliştirilmeye muhtaçtır. Yapılması gereken işler ; (1) rasyonel, bağımsız, dünya ulaşım sistemine entegre olmuş ve ülkenin açık denizlere erişimini sağlayacak bir ulaşım şebekesinin yaratılması; (2) mevcut demiryolları, karayolları, suyolları, limanlar, havalimanları ve hava navigasyonu komplekslerinin modernize edilmesi; (3) demiryolu ulaşımı için kendi fabrikalarını ve tamirhanelerini kurmak; (4) modern iletişim araçları üreten bir endüstri kurmak; (5) modern bir telekomünikasyon sistemi kurmak; ve (6) ulaşım ve iletişim kompleksi için kontrol sistemini ve yasal temeli geliştirmek.

 

Bankacılık ve Sigortacılık

Kazakistan Milli Bankasının Nisan 1994’ten bu yana uyguladığı düzenlemelerle, ülkedeki banka sayısı 200’den, 1997 başı itibariyle yaklaşık 100’e düşürülmüştür. 1994 Aralık ayı itibariyle ülkede kayıtlı 84 banka mevcut olup, bunlardan 6’sı devlet bankasıydı. Bu bankalar arasında 22 yabancı sermayeli banka da bulunmaktaydı. 2002 yılında banka sayısı yaklaşık 38’e indirilmiştir. Yabancı sermayeli banka sayısı ise yaklaşık 17 civarındadır.

 

“Şu anda, Kazakistan’da, Merkez Bankası dışında 53 banka faaliyet göstermektedir. Bu bankaların 22’sinde yabancı bankaların katılımı bulunmaktadır. 4 Türk bankasının da dahil olduğu 17 bankanın Kazakistan’da şubesi veya temsilciliği açılmıştır. Bunların en önemlileri ABN AMBRO Bank, Sosiete General, Citibank, Commerzbank AG, ING Bank N.V.’yi sayabiliriz.

 

Bankaların kendi aralarında birleşip güçlenerek zayıfların ortadan kaldırma faaliyeti devam etmektedir. Şu anda bankaların toplam aktifleri 340.7 (2.4 milyar $) milyon Tenge’yi bulmuştur. Bütün bankaların ödenmiş sermayeleri toplamı 71.5 milyar Tenge’ye (511 milyon $) ulaşmıştır. Bu sermayenin % 26’sı yabancı sermayeli bankalara aittir.”

 

Dış Ticaret

1998 yılında Rusya’da yaşanan mali kriz ile birlikte Kazakistan’ın dış ticaret hacmi de önemli bir gerileme sürecine girmiştir. İhracatının önemli bir bölümünü petrol ve ham maddelerin oluşturduğu Kazakistan’da bu ürünlerdeki fiyat düşüşlerinden önemli oranda etkilenmiştir. Kazakistan’ın toplam dış ticaret hacmi 1997 yılında 14,1 milyar doların üzerinde iken 1999 yılına gelindiğinde 11,6 milyar dolar seviyelerine gerilemiştir. Diğer taraftan kriz sonrasında Kazakistan gümrük duvarlarını yükselterek ithalata kısıtlama getirmiş ve ulusal ekonomiyi güçlendirmeye yönelik önlemlerle birlikte ithal ikameci bir politika izlemiştir.

 

Rusya Federasyonu, BDT ülkeleri içerisinde Kazakistan’ın en önemli ticari partneri durumundadır. Diğer önemli partnerleri ise Çin, Almanya ve Ukrayna’dır.

Diğer cumhuriyetlere ihracatın temel kalemleri sanayi hammaddeleri ve sanayi ürünleridir. İhracatın önemli bir bölümünü enerji ürünleri oluşturmakla beraber diğer cumhuriyetlerden doğalgaz  ve elektrik ithal edilmektedir. Başlıca  ihracat ürünleri kömür, ham petrol, mineral, metal ürünleri ve kimya sanayi ürünleri; ithalat ürünleri ise makine, ulaşım araçları ve teçhizatı, tekstil ürünleri, giyim eşyası, gıda ve tarım ürünleridir.

YABANCI SERMAYE

Son üç yılda dünyada görülen çok zayıf ekonomik büyüme, düşen borsa ve özelleştirme alanında pek çok ülkede görülen yavaşlama dünyada yabancı sermaye girişlerini genel olarak azaltmıştır. Gelişmiş ülkeler içinde bilhassa ABD’de Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımı (DYSY) girişleri 2003 yılında %53 azalarak son on iki yılın en düşük seviyesine inmiştir. Gelişmekte olan ülkelere giren DYSY’nda 1980 ortalarına göre iki misli artış görülmüştür. 2003 yılında en büyük atılımı %33 oranındaki artışla Orta Asya ülkeleri gerçekleştirmiştir. Özellikle 2000 yılından itibaren Kazakistan’a giren yabancı sermaye miktarında büyük bir artış görülmüştür. 1999-2001 döneminde Kazakistan DYSY performans indeksine göre ülke sıralamasında 140 ülke arasında 15. sıradan 8. sıraya yükselmiştir.

 

Kazakistan’a yabancı sermaye girişi artışlarında bu ülkenin sahip olduğu petrol ve doğal kaynaklar önemli bir etken olmuştur.  Zengin petrol yatakları, Nazarbayev’in çokuluslu  şirketlere yönelik olumlu yaklaşımı ve gerçekleştirdiği yapısal reformlar ve yolsuzlukla mücadelede kaydettiği aşamalrın yanı sıra, Kazakistan’ın sahip olduğu eğitimli işgücü ve haberleşme altyapısı da sermaye girişlerini artıran önemli değişkenler arasındadır.

TÜRKİYE-KAZAKİSTAN TİCARİ VE EKONOMİK İLİŞKİLERİ

Türkiye ile Kazakistan arasındaki ticaret ve yatırım ilişkisi Kazakistan’ın bağımsızlığının ardından başlamıştır. İlk yıllardan itibaren Türk işadamları Kazakistan ekonomisi ile yakından ilgilenmiş ve hemen her alanda yatırım yapmışlardır. Türkiye Kazakistan’a yatırım yapan ülkeler arasında yaklaşık 1,5 milyar dolar yatırım hacmi ile ABD, Güney Kore ve İngiltere’den sonra dördüncü sırada bulunmakta olup aynı zamanda ülkedeki en çok sayıda yabancı sermayeli şirkete sahiptir. Hazine Müsteşarlığı tarafından 9 Kasım 2004 tarihinde açıklanmış olan verilere göre Kazakistan’a bugüne kadar 72 firma toplam 434.5 milyon dolarlık sermaye ihracı yapmış ve bu sayede Kazakistan, Türk sermayesinin en fazla gittiği beşinci ülke olmuştur. 

Türk işadamlarınca gerçekleştirilen yatırımlar daha çok ticaret, telekomünikasyon, otel işletmeciliği, tarım ürünleri üretimi, süpermarket işletmeciliği, matbaacılık, petrol ürünleri, gıda, demir-çelik, bakır, tekstil ve hizmet sektöründe de büyük yatırımlar gerçekleştirmek suretiyle Kazakistan ekonomisinin büyüme ve kalkınmasında önemli görevler üstlenmişlerdir. Diğer yabancı sermaye yatırımcıları Kazakistan’ın sahip olduğu petrol rezervlerinin ispatlanması ve istikrarlı bir ekonomik trendin sergilenmesinden sonra ülke ekonomisine yatırım konusuna ilgi duymaya başlamalarına karşın, Türk iş adamlarımızın bağımsızlığın ilk yılarından itibaren bu yatırımlara başlamış olmaları, Onların Kazakistan ekonomisinin gelişimine olan emek ve gayretlerini çok daha net ortaya koymaktadır.

Türk işadamlarımız, taahhüt işleri ile başta sanayi ve ulaştırma olmak üzere Kazakistan’ın altyapısının yenilenmesinde son derece önemli işleri başarmışlardır. Bugüne kadar 54 Türk müteahhitlik firması 3,2 milyar dolarlık 147 proje üstlenmiştir.

Kazakistan ve Türkiye arasındaki dış ticaret hacmi 1992 yılında 30 milyon dolar iken 2000 yılında 465 milyon dolara ve 2004 yılının ilk dokuz ayında 519 milyon dolar seviyesine çıkmıştır. Türkiye’nin Kazakistan’a ihracatı ağırlıklı olarak sanayi ürünlerinden oluşmaktadır.  Kazakistan ise Türkiye’ye ağırlıklı olarak madencilik sektörü ürünleri ve hububat ihraç etmektedir. Türkiye ve Kazakistan arasındaki dış ticaret hacmi diğer birçok BDT ülkesi ile karşılaştırıldığında nispeten istikrarlı bir artış göstermekle birlikte özellikle son yıllardaki artış büyük ölçüde Türkiye’nin Kazakistan’dan yaptığı ithalattan kaynaklanmaktadır.

Kazak Türkü Katliamı

         1926 %      1939 %      1959 %      1970 %      1979 %      1989 %      1993

Kazak       3713 57.1  2300 37.9  3787 30     4234 32.6  5.289         36.0  6535 39.7         7296

Rus  1280 19.7  2440 40.2  3972 42.7  5522 42.4  5991 40.8  6227 37.8  6168

1926-1989 dönemideki nüfus artışındaki çarpıklık açıkıça gözükmektedir. 1926'da 3.713.000 olan Kazak Türkünün 1939'a kadar artmadığı gibi bir milyonda eksilirken, yine 1926'da 1.280.000 olan rus nüfusunun 1959'da 3.972.000'e ulaştığı görülmektedir.

En iyimser tahminlere göre otuz üç yıllık süreçte enaz beş milyon Kazak Türkünün imha edildiğini ifade etmek haksız bir yaklaşım değildir.

Kazak Türkleri tarih boyunca asimile edilmeye çalışmış ancak Kazak Türk'ünün içindeki hürriyet ve Türklük ateşi hiçbir zaman söndürülememiştir. Bugünde Kazakistan aydınları,özellikle Türk-İslam devleti kurarak Turan'ı gerçekleştirme idealini taşıyan genç Kazak Türkleri bozkurtu, hilali ve yıldızı kendilerine amblem seçmişler,"Kazakistan'da Rusları istemiyoruz." diyorlar.

Sosyal Yapı

Eğitim

Göçebe olarak doğan ve 19. yy.'ın sonunda yerleşik yaşama geçen Kazaklar XVIII. ve XIX yy. başlarından itibaren sağlıklı bireğitim çalışmalarına başlamışlardır.

İlk kez 1823 te Cihangir Han cami ve okullar açılmasını sağlamış, 1841'de de Kazak Lise'si kurulmuştur. Kazaklar bütün yaşamları boyunca Rusların, Ruslaştırma ve Hristiyanlaştırma politikalarına şiddetle karşı koymuşlardır. Büyük Türkçü îsmail Gaspiralı'nın bu konuda ve Kazakistan'da ileri anlamda çalışmaları olmuştur.

Böylece 1958'de Kazak okullarında Kazak tarihi okutulmaya başlanmıştır. 1988 de alınan bir kararla "Kazakça" resmi dil olarak kabul edilmiştir.

Bugün Kazakistan'da Kazak Devlet Üniversiteleri, Kazakistan Bilimler Akademisi, El Farabi Üniversitesi, Hoca Ahmet Yesevi Uluslar arası Türk-Kazak Üniversitesi bulunmaktadır.

Türk Dünyasının büyük düşünürü Ahmet Yesevi'nin türbesi buradadır.

Kazakistan'da Sağlık hizmetleri devlet eliyle yürütülmekte olup, ölüm ve hastalık oranlarının yüksek olduğu bilinmektedir ve çağdaş anlamda bir sosyal güvenlik sistemi yoktur.Turizm ise istenilen düzeyde gelişmemiştir.

Kazakistan nükleer silahlara sahip bir ülkedir. Sovyetlerin Uzay çalışmalarını yaptığı Baykonur Uzay merkezi de Kazakistan Cumhuriyetindedir.

Bugün Kazakistan egemen ve bağımsız bir devlet olarak BM, AGIK ve diğer uluslararası kuruluşlarda yerini almış ve hızla kalkınma sürecine girmek isteyen bir ülkedir ve Türkiye Cumhuriyeti ile çok sıcak, dostane ilişkiler içinde önemli anlaşmalar yapmıştır.

- KABAR-TV

- TAN –TV

 - 31.KANAL-TV

- KTK -TV

- TOTEM -TV

- RAHAT -ATV

- KAZAKÎSTAN-1

- ALATAU -TV, kanalları vardır.

 

Kazak Türkçesiyle Türkiye Türkçesinin Karşılaştırılması

 

GÜN ADLARI    MEVSİMLER

Düysenbi Pazartesi  Köktem     İlkbahar

Seysenbi  Salı   Jaz   Yaz

Sersenbi  Çarşamba         Küz  Sonbahar

Beysenbi  Perşembe          Kıs   Kış

Juma         Cuma                 

Senbi        Cumartesi                  

Jeksenbi  Pazar                 

 

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar

AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), ILO (Uluslaşası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), NAM, OAS (Amerika Devletleri Teşkilatı), OIC (İslam Konferansı Örgütü), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), PFP (Barış için Ortaklık), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)

 

Kazakistan Dış Politikası

Sektör Alanı

Avrasya’nın tam göbeğinde yer alan Kazakistan Cumhuriyetinin dış dünya ile ilişkilerinde çok yönlülük stratejisini izlemekte ve ülke çıkarları jeopolitik faktörlerle sınırlı kalmamaktadır. Cumhurbaşkanı Sayın Nursultan Nazarbayev’in dediği gibi: ‘Kazakistan’ın istikbali - Asya ile Avrupa’da, Doğu ile Batıda’. Kazak diplomasisinin geçen 13 yıllık süre zarfında elde ettikleri en önemli başarı – bağımsız ülkemizin çevresinde ‘güvenlik kuşağı’nı oluşturmakla beraber Rusya, Çin, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan gibi ülkelerle iyi komşuluk, dostluk ve işbirliği ilişkileri inşa edildi. Asya kıtasındaki işbirliğinin yeni ve kaliteli mekanizmasını oluşturmaya yönelik Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (CICA) fikri Kazakistan Cumhurbaşkanı Sayın Nursultan Nazarbayev tarafından ilk defa ta 1992 yılı BM Genel Asamblesinde ortaya atılmıştı.

 

Günümüzde bu Konferansın 17 üye ülkesi bulunmaktadır: Afganistan, Azerbaycan, Hindistan, İsrail, İran, Kazakistan, Çin, Kırgızistan, Mısır, Moğolistan, Pakistan, Rusya, Filistin, Tacikistan, Türkiye, Tayland, Özbekistan. ABD, Avustralya, Vietnam, Güney Kore, Ukrayna, Japonya ise gözlemci statüsüne sahiptirler. 4 Haziran 2002 tarihinde Almatı’da gerçekleşen ilk Zirveye Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin, Çin Halk Cumhuriyeti eski Devlet Başkanı Jiang Zemin, Hindistan Başbakanı Atal B.Vadjpai, Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref, Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Askar Akayev, Tacikistan Cumhurbaşkanı Emomali Rahmonov, Moğolistan Cumhurbaşkanı Natsagiin Bagabandi, İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı M.Aref ve başka da ülkelerin yüksek düzeyde yöneticileri, ayrıca BM, AGİT, Arap Ülkeleri Birliği gibi uluslararası teşkilatların temsilcileri katıldı.

 

Zirveye katılanlar CICA’nın ana amaçları ile ilkelerini, kıta devletleri arasındaki güvenlik ve istikrar durumunu belirten Almatı Anlaşmasını, ayrıca uluslararası terörle mücadele ve medeniyetler arası diyalog CICA Deklarasyonunu imzaladılar.

 

Zirve sırasında imzalanan evrakların büyük önem taşıması ile ilgili olarak Almatı’nın “Asya Helsinki’si” diye anılmaya başlandı. 1975 yılı Helsinki’de gerçekleşen konferans sırasında Avrupa ülkeleri ilk defa uluslararası ilişkiler ilkelerini insan hakları ilkeleri ile birleştirerek Avrupa’daki işbirliği hakkında Zabtı imzalamışlardı. Bu bağlamda CICA ile AGİT’i karşılaştırırken bir başka taraftan Avrupa’daki durumun Asya’ya nazaran tamamen farklı olduğunu göz önünde bulundurmak gerekir. AB’ye üye başlıca ülkelerin ekonomik ve siyasi pozisyonları hemen-hemen aynı düzeyde, Avrupa halklarının kültür ve düşüncelerinin de çok benzerlik taşıdığı malum. CICA ise kendi gelişimi ve dış politikasında yönleri açısından farklı yollar izleyen ülkeleri aynı çatı altına toplamaktadır. Zengin ve yoksul ülkelerin komşu olması, toprak ve milletler arasın anlaşmazlıklar, kökten dinci düşünceler bunlar Asya kıtasındaki ülkelerin çözümünü bekledikleri ana vaziyetler. Sonuçta CICA süreci Zirve gerçekleştirme ile sınırlanmamaktadır, bunun gelecek perspektifi çok geniştir. Belirtmek gerekirse Eylül 2002’de Almatı’da “CICA: gelişim ufukları” konulu uluslar arası ilmi-pratik konferans organize edildi, bu çerçevede katılımcılar söz konusu sürecin güven artırıcı tedbirleri katalogu hakkında fikir alış-verişinde bulundular. 22 Ekim 2004 tarihinde Almatı’da CICA Bakanlar Zirvesi gerçekleştirildi.

 

Toplantıya Türkiye, Afganistan, Azerbaycan, Çin, Hindistan, Filistin, İran, İsrail, Pakistan, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Moğolistan, Özbekistan, Tacikistan, Tayland ülkeleri tarafından Dışişleri Bakanları, Devlet Bakanları, Bakan Müsteşarları katıldılar. Endonezya, Japonya, Kore, Malezya, ABD, Vietnam, Ukrayna, Filipin, Singapur, Suudi Arabistan Krallığı, Sri Lanka ve BM, AGİT, AB gibi uluslar arası örgüt temsilcileri toplantıda gözlemci ve misafir olarak hazır bulundular. BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın mesajı BM Genel Sekreteri Özel Temsilcisi tarafından okundu. Kabul edilen ‘Güven Artırıcı Önlemler Katalogu’, ‘CICA İşlem Kuralları’ ve CICA Bakanlar Zirvesinden sonra yayımlanan Bildiri, toplantının önemli sonucunu oluşturdular. Bu, CICA Konferansı’na üye ülkelerinin uzmanları tarafından yürütülen iki yıllık çalışmalarının sonucunda gerçekleşti. Bildiri’de, dünya ve bölgenin güvenlik alanındaki anahtar konularda üye-ülkelerin uyumlu görüş ve tutumları yansıtılmaktadır. Heyet Başkanları, çözümlenmemiş sorun ve Katalog’a yer alan güven önlemlerinin hayata geçirilmesi bakımından ilerideki etkileşim yönlerinin çözüme kavuşturulmasında ortak bir tutumun sergilenmesi gerekliliğinin altını çizdiler.

 

Bakanlar Toplantısı’nın Bildiri Metni, BM Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi’nin resmi belgesi olarak dağıtıldı. Güneydoğu Asya’nın bazı ülkelerinin CICA sürecine olan ilgisinin artması CICA Konferansı’nın büyük bir başarısıdır. Şöyle ki Singapur ve Sri Lanka temsilcileri, süreçte gözlemci olarak katılmak istediklerini bildirdiler.


Güney Kore Heyeti Başkanı, 2006 yılında yapılacak sıradaki zirveye kadar Seul’un, Toplantı’ya tam üye olmak için başvuru imkânlarını ciddi bir şekilde değerlendirdiğini bildirdi. Bağımsız Devletler Topluluğu’nda entegrasyon sürecinde liderliği üstlenen Kazakistan Cumhuriyetinin dış politikasında Orta Asya’daki kardeş ülkelerle ilişkileri geliştirmeye ağırlık verilmektedir. Bu ülkelerle ikili ilişkileri geliştirmekle beraber, Kazakistan Orta Asya İşbirliği Teşkilatı çerçevesinde de karşılıklı yararlı ve çok yönlü işbirliği sürecin daha da pekiştirmektedir. Söz konusu teşkilat 1994 yılında Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan tarafından kurulmuştur, 1998 yılında ise Tacikistan’ın da dâhil olması ile birlikte Orta Asya Ekonomik Topluluğu olarak anılmaya başladı.

 

Mart 2002 Almatı Zirvesi sırasında söz konusu örgüt yeni bölgesel kuruluş ‘Orta Asya İşbirliği Teşkilatı’na dönüştürüldü. Kazakistan BDT çerçevesinde organize edilen başka da entegrasyon süreçlerinin öncüsü olarak göze çarpmaktadır. Özellikle, 1995 yılı Kazakistan, Belarus, Rusya, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından oluşturulan Gümrük Birliği, Ekim 2000’de Astana’da Avrasya Ekonomik Topluluğu olarak yeniden düzenlendi. Bu Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Nursultan Nazarbayev’in “Avrasya Birliği” fikrinin gerçekten hayata geçirilmesidir.


Ekonomik, tarihi, coğrafik ve askeri-siyasi faktörlere ilişkin olarak Kazakistan kendi dış politikasında Rusya Federasyonu ile ilişkilerine büyük önem vermektedir. Rusya şu anda Kazakistan’ın önemli ekonomik ortağı: bu ülkenin payına Kazakistan ithalatının yüzde 20-si ile ihracatının %50-si düşmektedir.

 

Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in Aralık 2002’de Moskova’da Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesi esnasında 2003 yılının Rusya’da “Kazakistan yılı” olarak ilan edileceğinin bildirilmesi iki ülke arasındaki ilişkilerin düzeyini açıkça gözler önüne sermektedir. 2003 yılı Kazakistan-Rusya ilişkilerinde büyük değişikliklerin gözlendiği yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur.



İlk olarak Kazakistan topraklarında bulunan “Baykonur” uzay üssünün ortak kullanım meselesini esastan çözüldü; ikincisi iki ülke arasındaki sınır delimitasyonunun sonuçlandırıldı; üçüncüsü ise enerji alanında işbirliğinden önemli başarılar elde edilmiştir.

 

Kazakistan dış politikasının Avrasyalık yönünde ise Doğu komşusu, hem dünyanın en güçlü ülkelerinin biri sayılan Çin ile ilişkiler daima güncelliğini korumaktadır. İlk olarak iki ülke arasında uçsuz-bucaksız sınır mevcut, ikincisi Çin Kazakistan için Asya-Atlantik okyanusu bölgesine ulaşacağı uygun “pencere” olduğu malum. Bunlara ek söz konusu ülkede 1 milyondan fazla Kazak azınlığının yaşaması da çok büyük önem arz etmektedir. İkili ilişkilerde elde edilen önemli başarıların başını Astana ile Pekin arasında sınır sorunlarının kökten çözülmesi çekmektedir.


Şu anda iki tarihi komşu devlet Şangay İşbirliği Teşkilatı çerçevesinde faydalı işbirliği yürütmekteler. Bu bağlamda Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Nursultan Nazarbayev’in 2002-de Çin’e gerçekleştirdiği resmi gezisi ayrı öneme sahiptir. Bu ziyaret sırasında Cumhurbaşkanı Sayın Nursultan Nazarbayev ile Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Sayın Jiang Zemin Dostluk ve İşbirliği Anlaşmasını imzaladılar. 20 yıllık dönem için hazırlanan söz konusu önemli anlaşma ikili siyasi ve ekonomik ilişkilerle beraber Asya kıtasındaki güvenlik meselelerini de kapsamaktadır.

 

Kazakistan dış politikasının ana hatlarından biri de Şangay İşbirliği Teşkilatı (Şangay Cooperation Organization, SCO) çerçevesinde işbirliğini geliştirmektir. 20. yüzyılın sonundaki küresel jeopolitik değişiklikler bölgesel güvenlik konularını uluslararası politikanın önemli önceliklerine taşıdı. Bir dizi BDT ülkeleri gibi Kazakistan’da bağımsızlığının ilk yıllarında sınır sorunları, ilk olarak Çin Halk Cumhuriyeti ile çözme uğraşını verdi. Zira, eski Sovyetler Birliği yöneticileri bu konuyu on yıllarca çözüme kavuşturmakta başarılı olamadılar.


SCO’nun (eski adıyla - Şangay Beşlisi) temeli 26 Nisan 1996 tarihinde Shanghai’da Çin, Kazakistan, Kırgızistan, Rusya ve Tacikistan Devlet Başkanlarının ilk Zirvesi sırasında atıldı. Zirve sırasında “sınır bölgesindeki askeri alanda güven tedbirlerin pekiştirme hakkında” anlaşma imzalandı. Böylece, dünya sahnesine yeni teşkilat “Şangay Beşlisi” ortaya çıktı. Bu bağlamda, söz konusu yönde 14-15 Haziran 2001 tarihleri arasında Şangay’da gerçekleşen VI. Zirve sırasında net adımlar atıldı.

 

Devlet Başkanlarının yaptıkları özel açıklamada “Şangay Forumuna” Özbekistan’ın resmen tam yetkili üye olarak kabul edildiği ve “Şangay İşbirliği Teşkilatının kurulması hakkında” Deklarasyonun imzalandığı açıklandı. Böylece, söz konusu teşkilatın tamamen yeni, bir hayli yüksek düzeye ulaşarak dünya siyaset arenasındaki ağırlığı arttı.


SCO çerçevesinde gerçekleştirilen önemli toplantıların içerisinde 14 Eylül 2001 tarihinde Almatı’da yapılan bu teşkilata üye ülkelerin Hükümet Başkanlarının ilk Zirvesini ayrıca belirtmek gerekir. Hükümet Başkanlarının toplantısı sonucunda SCO’ya üye ülkelerin bölgesel ekonomik işbirliğinin ana amaçları ile yönleri ve yatırım alanlarında olumlu zemin hazırlama hakkında Memorandum imzalandı.


Ayrıca, ABD’deki 11 Eylül olayları dolayısı ile Ortak taziye bildirisi ilan edildi. Sonuçta, yapılan faaliyetlerinden yola çıkarak Şangay İşbirliği Teşkilatı başka ülkelere ve bölgelere karşı kurulmuş bir askeri-siyasi blok olmadığını, tam aksine kendi faaliyetlerinde açık politika izleyen ve başka da ülkeler, uluslararası ve bölge teşkilatları ile siyasi, ticari-ekonomik, kültürel, ilmi-teknik ve başka da alanlarda işbirliği yapmaya hazır olan bir teşkilat oluştu. Kazakistan Cumhuriyetinin dış politikası ve ekonomi stratejisinde Amerika Birleşik Devletleri önemli yere sahiptir. Bugün Astana Washington’un Orta Asya’daki en önemli stratejik ortağıdır.

 

Kazakistan’ın son yıllardaki temel siyasi ve ekonomik reformlar gerçekleştirme sırasında elde ettiği başarıları memnuniyetle karşılayan ABD, BDT ülkeleri arasında ilk Kazakistan’ı serbest piyasaya sahip ülke olarak tanıdı. Washington, ayrıca, Kazakistan’ın Dünya Ticaret Örgütüne üyeliği yolunda destek vermekte.

 

ABD Kazakistan’ın en büyük yabancı yatırımcısıdır. Son 10 yılda Kazakistan Cumhuriyetinin ekonomisine 4 milyar ABD doları tutarında direkt Amerikan yatırımı gerçekleşti (ülkemize yapılan dış yatırımın %30-u). 11 Eylül 2001 olayları ikili ilişkilere ayrıca önem kazandırdı. ABD tarafı Kazakistan’ın uluslararası anti-terör koalisyonuna gösterdiği desteği memnuniyetle karşıladı. Bu bağlamda Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in 2001 yılı Aralık ayında Washington’a yaptığı resmi ziyaret büyük önem kazandı. Ziyaret esnasında “Kazak-Amerikan ilişkilerinin yeni yönleri hakkında” ortak açıklama yapan Nursultan Nazarbayev ve G. Bush, iki ülke arasındaki uzun vadeli stratejik ortaklığı daha da pekiştirmeye gayret göstereceklerini dile getirdiler.

 

Asya ile Avrupa’nın birleştiği yerde bulunan Kazakistan’ın çok yönlü dış politikasında Batı ülkeleri ile ilişkilere ayrıca önem verilmektedir. Son yıllarda Avrupa Birliği ülkeleri Kazakistan’ın büyük ticari-ekonomik ortağı oldu. Kazakistan ekonomisine kazandırılan dış yatırımlar toplamının % 20-si AB payına düşmektedir.

 

Avrupa Komisyonu eski Başkanı R.Prodi’nin “Kazakistan-bölgede Avrupa Birliğinin güvenebileceği ortağıdır” açıklaması Birliğin Kazakistan’a ilişkin politikasının göstergesidir. Astana, AB ülkeleri arasında özellikle İngiltere, Almanya ve Fransa, Ortadoğu ülkelerinden Arap devletleri, İsrail, İran, Güney Asya ülkelerinden Hindistan, Pakistan, Uzakdoğu ülkelerinden Kore Cumhuriyeti ve Japonya ile sıkı siyasi ve ticari-ekonomik işbirliğini geliştirmiştir.

 

Kazakistan ve Türkiye arasındaki İkili İlişkileri

 

Sektör Alanı

Türkiye Cumhuriyeti 1923 yılından beri Anadolu'da ve Kazakistan Cumhuriyeti de 1991 yılından beri Orta Asya topraklarında hür ve müstakil iki devlet olarak yaşıyor. Ama bu iki devletten Türkiye Cumhuriyeti'nin mirasçısı olduğu Osmanlı İmparatorluğu 13. asırdan ve Selçuklu İmparatorluğu 11. asırdan itibaren Anadolu topraklarında, Kazakistan Cumhuriyetinin mirasçısı olduğu Kazak İmparatorluğu ise 15. asırdan itibaren Orta Asya topraklarında ömür sürmüştü. Bu manada Kazakistan-Türkiye ilişkilerinden söz ederken 15. asra kadar inmek mümkün. Daha ötelere gidildiğinde ise zaten bir ilişkiden değil, ancak bir birliktelikten söz edilebilir.

 

Çünkü Anadolu topraklan üzerinde Selçuklu ve Osmanlı devletlerini kuran Oğuz boylarının ataları, bugünkü Kazakistan Cumhuriyeti halkının da bir parçası olduğu Orta Asyada’ki Türkistan coğrafyasından harekete geçerek Anadolu'ya geçmişler, ama bu yürüyüşten önce aynı coğrafya üzerinde, aynı hayatı tek bir millet olarak yüzyıllar boyunca birlikte yaşamışlardı. Türkiye, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 17 Aralık 1991 tarihinde bağımsızlık ilan eden Kazakistan’ı ilk tanıyan ülkesidir.

 

Bağımsızlık kararından 2 saat sonra Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı bir açıklama yaparak Kazakistan’ı tanıdığını duyurmuştur. 2 Mart 1992 tarihinde Almatı’da iki ülke Dışişleri Bakanları Töleutay Süleymenov ve Hikmet Çetin tarafından Kazakistan Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ‘Diplomatik ilişkiler kurma Protokolü’ ve ‘Vize Muafiyeti Anlaşması’ imzalanmıştı. Halen geçerli olan ‘Vize Muafiyeti Anlaşması’na göre, iki ülke vatandaşları, karşı tarafın topraklarına 30 güne kadar vizesiz giriş yapabilmektedirler. İki ülke arasında diplomatik ilişki tesisinden geçen 12 süre zarfında Kazak-Türk temasları kardeşlik ve dostluk, halklarımızın tarihi bağı ve kültür mirasları, oluşan karşılıklı güven ve saygı platformu üzerine kurulmuştur. Ayrıca, iki ülke arasındaki ticari-ekonomik ve sosyal alanda, askeri-teknik konularında dahil olduğu bölgesel ve uluslararası güvenlik alanlarındaki sıkı işbirliği ilişkilerin pekişmesindeki diğer önemli etkenler olarak göze çarpmaktadır.

 

Siyasi İlişkiler.

İki kardeş ve dost ülkeler arasındaki siyasi ilişkiler en üst seviyede devam etmekte. Siyasi ilişkiler çerçevesinde 2003 yılı 21-23 Mayıs tarihler arasında Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in Türkiye Cumhuriyeti’ne resmi ziyareti gerçekleşmiştir. 2004 Haziranda İstanbul’da gerçekleşen NATO Zirvesinde iki ülke yöneticileri ikili ve uluslararası gündemdeki konuları ele almıştır. Bunun dışında her sene çeşitli düzeyde iki ülke bakanlıkları ile kuruluşların en üst yöneticilerin karşılıklı ziyaretleri gerçekleşmekte. Söz konusu görüşmeler sırasında ikili ilişkiler gelişme düzeyinin bütün alanlarda dinamizm kazandığı vurgulanmakta.

 

Kazakistan ve Türkiye yakın gelecekte ikili ilişkiler konusunda elde edilen dinamizmi muhafaza etmekle kalmayıp stratejik ortaklık düzeyinde ikili ilişkileri pekiştirecek yeni unsurlar eklemeye gayret etmektedirler. Bununla ilgili olarak 2003 yılı Ocak ayında gerçekleştirilen AKP lideri Sayın Recep Tayip Erdoğan’ın Kazakistan’a resmi ziyaretine iki ülke tarafından da ayrıca önem taşıdı.

 

Uluslararası arenada işbirliği konusunda ise iki ülkenin bir çok platformda bölgesel ve uluslararası nitelik taşıyan sorunlarda tutumlarının benzerliği örnek gösterilebilir. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer’in Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Tedbirler Konferansı Almatı Zirvesine katılması Ankara’nın bu foruma bölgesel ve uluslararası güvenliği pekiştiren önemli unsur olarak gördüğünü, Kazakistan’ın Avrasya kıtasında istenen düzeyde güvenlik ve barışı sağlayabilen bir mekanizma oluşturma çabalarına destek ve anlayışla yaklaştığını gözler önüne serdi. Bu anlamda, 22 Ekim 2004 tarihinde Almatı’da CİCA Bakanları toplantısına TC İçişleri Bakanı A.Aksu temsilen katılması Türkiye’nin bu süreçteki önemli desteğinin kanıtıdır. Kazakistan Türkiye’nin göstermekte olduğu daimi destek memnuniyetle karşılamaktadır.

 

Türk diplomatların CİCA sürecinde aktif şekilde röl üstlenmesi, somut katkılarda bulunması Kazakistan ve CİCA’nın geleceği için ayrıca önem taşımaktadır. Kazakistan ve Türkiye Birleşmiş Milletler, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, İslam Konferansı Örgütü, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ve başka da uluslararası teşkilatlar çerçevesinde işbirliği yürütmeye ilgi göstermektedir.

 

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın 2002 Ekim ayında gerçekleşen İstanbul Zirvesi çalışmalarına Dışişleri Bakanı ve Devlet Sekreteri Kasımjomart Tokayev’in başkanlığında Kazakistan Cumhuriyeti heyetinin katılması büyük önem taşımaktadır. Zirve çerçevesinde Kasımjomart Tokayev’in gerçekleşen T.C. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile görüşmesi iki ülkenin uluslararası arenadaki işbirliğinin çok verimli olduğunu ve ikili ilişkilerin hızla geliştiğini bir kez daha gösterdi. Bununla beraber 15 Temmuz, 2003 tarihinde Kazakistan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Kasımjomart Tokaev’in katılımıyla KC Antalya’daki Fahri Konsolosluğu faaliyete geçmiştir.

 

Ticari-ekonomik ilişkiler. Kazakistan Cumhuriyeti 2001-2005 yılları sosyal-ekonomik gelişim Konsepti uyarınca ekonomik ilişkileri geliştirme planında öncelikli ülkelerin başını çeken Türkiye Cumhuriyetidir. 2000 yılı Kasım ve 2001 y. Şubat finans krizleri ve dünya ekonomisi temposundaki düşüşler iki ülke arasındaki mal tedavülüne kendi damgasını vurmakla beraber Türk şirketlerinin yatırım faaliyetlerini yavaşlattı.

 

T.C. Dış Ticaret Müsteşarlığı verilerine göre Kazakistan’a yapılan Türk ihracatının 2003 yılındaki tutarı 232,6 milyon ABD doları, aynı dönem için ithal edilen Kazak mallarının toplamı 266 milyon ABD doları olarak açıklandı. 2004 senesi Ocak-Temmuz döneminde ise Kazakistan’ın Türkiye’ye ihracatı 184 milyon ABD doları, ithalatı 164 milyon doları olarak gerçekleşti. Uzmanların beklentilere göre 2004 yılında toplam ikili ticaret hacmi 600 milyon dolara ulaşacağı tahmin edilmektedir.

 

2002 ve 2003 yıllarında Türkiye’den ihraç edilen ürünler ağırlıklı olarak makine ve cihazları, plastik ve plastik eşyaları, prefabrik yapıları, mobilya ve aydınlatma cihazları belirlenmekte, ithal edilen Kazak mallarının büyük bölümünü metalürji alanı maddeleri, buğday ve petrol ürünleri oluşturdu. Ticari-ekonomik ilişkilerin gelişmesinde önemli bir mekanizması da Hükümetlerarası Karma Ekonomik Komisyonudur (KEK). 2004 yılı Mayıs ayında Ankara’da yapılan KEK 3.toplantısında geçtiğimiz yıllardaki ikili ticari-ekonomik ilişkilerin bilançosu çıkarıldı ve tarafların net faaliyetler gerçekleştirme yolu ile karşılıklı yarar güdülenen ticari-ekonomik işbirliğini genişletme istekleri ortaya konuldu.

 

Sonuç Protokolünde Uzun Vadeli İkili Ticaret Geliştirme Programın hazırlanması gerek olduğu vurgulandı. Almatı’da bulunan Kazakistan-Türkiye İşadamları Derneği (KATİAD), diğeri de Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesinde faaliyet gösteren Kazak-Türk İş Konseyi tarafından gerçekleştiren bir araştırmaya göre, 2003 yılına kadar Türkiye’nin Kazakistan ekonomisine yaptığı yatırımın toplam tutarı yaklaşık olarak 1.5 milyar ABD dolarıdır. Türk yatırımlarının yüzde 90’ı ekonomi alanındaki petrol, iletişim ve bankacılık, ayrıca eğitim ve otelcilik sektörlerine odaklanmış. TPAO (Türk Petrolleri) Kazakistan ekonomisinin petrol sektörüne 380 milyon ABD doları yatırımda bulunmuştur. Türk şirketleri tarafından iletişim alandaki 238.1 milyon dolarlık projelere yatırım yapılmıştır.

 

Türk uzmanlarının tahminlerine göre yaklaşık 204 milyon ABD doları Türk yatırımcı tarafından bankacılık, gıda üretim ve otelcilik alanlarına, 144.9 milyon dolar ise eğitim alanına yatırılmıştır. Verilen rakamlar Kazakistan’a yapılan Türkiye yatırımlarının üçte ikisini oluşturmaktadır. Diğer yatırımlar ise küçük yatırımlar grubuna yer almaktadır. Son yıllarda Kazakistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri ile olumlu işbirliği tecrübesi gelişti, ki bunlar büyük Türk finansal-sanayi gruplarının Kazakistan’ın ekonomik altyapısını güçlendirmek için geliştirilen projelere katılma, petrol, hafif, gıda sanayi ve iletişim sektörüne yatırım yapma olanağını sunmaktadır.

 

Kazakistan’da halen 320’yi aşkın Türk ve ortak Kazak-Türk şirketleri faaliyet gösteriyor. Türkiye Müteahhitler Birliği’nin verilerine göre 1993-2003 yılları arasında Türk inşaat şirketleri tarafından gerçekleştirilen müteahhitlik çalışmalarının toplam tutarı yaklaşık 3.5 milyar ABD doları. Sonuç olarak, BDT ülkeri arasında direkt dış yatırımlarının ülkeye çekilmesi alanında şüphesiz lider olan Kazakistan’da son yıllarda yatırım ikliminin giderek iyileştirilmesi, birçok önde gelen Türk firmalarının ilgisini çekmekle beraber ülkeye daha fazla yatırım yapma konularında ciddi eğilime girmelerine neden gösterilmektedir.

 

Kazakistan’ın güçlü ekonomik yapısını Türkiye’de tanıtmak için Büyükelçiliğimiz bu sene birçok iş forumlar düzenlenmiş. 3-4 Mayıs tarihlerinde Ankara’da KEK Toplantısı çerçevesinde ‘Kazakistan Ekonomisi: Ulaştırma ve İletişim sektörü geliştirilme Stratejisi’ konulu iş forumu, 2 Mayıs tarihinde Eskişehir’de ‘Kazakistan Ekonomisi’ adlı Konferansı, 31 Ağustos İzmir’de 73. Uluslararası İzmir Fuarı çerçevesinde ve 3 Eylül İstanbul’da 7. Uluslararası Avrasya Ekonomik Forumu sırasında ‘Kazakistan Kalkınması Yeni Ufukları: Kazakistan 2003-2015 yılları Sanayi ve İnnovasyon (Ar-Ge) Geliştirme Stratejisi’ konulu Tanıtım konferansları gerçekleştirilmiş oldu.

 

İnsani-kültürel ilişkiler. İkili ilişkilerin önemli bir kolunu insani-kültürel alanda işbirliği oluşturmaktadır. 2002 yılının iki ülke ilişkileri için en önemli olayı devletlerimizin arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulmasının 10. yılını doldurması olduğu kuşkusuz. Bu önemli hadise öncesi Cumhurbaşkanları, Başbakanlar ve Dışişleri Bakanları arasında karşılıklı kutlama yazışmaları yer almakla beraber ülkelerin önemli basın-yayın organlarında bu tarihi hadiseye ilişkin makaleler yayınlandı.

 

Türkiye Cumhuriyeti’nde bu önemli gün ile ilgili İstanbul ve Kocaeli’nde Güney Kazakistan eyaletinin yatırım için elverişli iklimlere sahip olduğunu sergileyen faaliyetler ve Uluslararası Müzik Festivali çerçevesinde Ankara’da Kazakistan’ın ünlü sanatçıları Janiya Aubakirova ve Gauhar Mırzabekova’nın sanat yönetmenliğini yaptığı “Kazakistan Oda Orkestrası”’nın konserleri ve 2003-2004 yılları arasında Kazakistan’ın ünlü folklor ve pop müzik grupları “Altın Dan”, “Erke-Nur”, “Ulıtau”, “Kokşetau”, “Alatau”, “Akjarma”’nın konserleri gerçekleşti. Ayrıca, Kazakistan ve Türkiye arasında kültürel programlar çerçevesinde ünlü Kazak yazarları eserlerinin Türk diline çevrilmesi faaliyetleri aralıksız sürmektedir.

 

Bunlardan birkaç örnek olarak 2002 yılı ünlü yazar ve devlet adamı Abiş Kekilbayev’in Türkçe’ye çevrilen “Efsanenin sonu” eseri İstanbul’da, “Ürker” kitabı ise Ankara’da tanıtıldı. Şu sıralarda İlyas Esenberlin’in “Göçebeler” romanının tercümesine başlandı. Bugüne kadar Kazak yazarlarının 30-u aşkın eserleri Türk diline çevrildi ki bunların arasında Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in çalışmaları, Abay, Cambıl, Mağcan Cumabayev, Muhtar Auezov, Oljas Süleyimenov ve Muhtar Şahanov gibi büyük yazarların edebi eserleri yer almaktadır.

 

Eğitim alanında Türkistan şehrinde bulunan Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Kazak-Türk Üniversitesini geliştirme çalışmaları devam etmektedir. Şu anda söz konusu Üniversitenin 15 fakültesinde 17700 öğrenciler 102 meslek lisans ve lisansüstü eğitim almaya devam etmektedirler. Bu öğrencilerin 1160-ı 28 farklı ülkeden olup 460 öğrenci Türkiye Cumhuriyetindendir. Yüksek Öğretim Kurulunun verdiği bilgilere göre 1992 yılından itibaren yürütülen karşılıksız Kazak öğrencilerinin eğitimi programı çerçevesinde 2703 Kazakistanlı öğrenci Türkiye’nin çeşitli eğitim kuruluşlarında eğitim görmüştür.

 

Günümüze dek tam lisans ve lisansüstü eğitim programını tamamlayarak başarı ile mezun olan 1081 ve eğitimlerini sürdüren 794 Kazakistanlı öğrenci mevcut. Türkiye’nin eğitim alanında önde gelen Bilkent Üniversitesinde Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev bursunun iki öğrenciye verilmesi kuşkusuz iki ülke arasında oluşan çok sıcak havanın bir yansımasıdır. İkili insani ve kültürel ilişkilerin perspektifli kollarının biri de ülkelerin çeşitli bölge ve illeri arasında kardeşlik ilişkilerin kurulmasıdır. 2001 yılında Ankara ve Astana, 2003 yılında Antalya ve Taldıkorgan kardeş şehir ve 2004 yılında KC Almatı ili ve TC Antalya ili, KC Jambıl ili ve TC Karaman ili kardeş iller olarak ilan edilmiş.

 

Kardeşlik ilişkiler çerçevesinde İstanbul’da 2002 yılı Ekim ayında ‘Almatı Kültür Günleri’, 27 Eylül – 03 Ekim 2004 tarihinde ‘Almatı’da İstanbul Kültür Günleri’ ve 30 Kasım – 03 Aralık 2004 tarihleri arasında ‘Antalya’da Almatı ili Kültür Günleri’ gibi düzenlenen etkinlikler Kazakistan ve Türkiye arasındaki insani ve kültürel işbirliğine bir ivme kazandırdılar. Halen Türkistan’da yeni cami inşaatı projesi hayata geçirilmeyi bekliyor. Bu konuda projenin son hali Kazakistan Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmış, Türk tarafı ise söz konusu projeye mali destek sağlama konusunda karar almış bulunmaktadır. Yakın gelecekte bu inşaata başlanması beklenmektedir.

 

RESMİ VE DİNİ TATİL GÜNLERİ

 

1/2 OCAK YILBAŞI

28 OCAK  ANAYASA GÜNÜ

8 MART              DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

22 MART  NEVRUZ GÜNÜ

1 MAYIS             KAZAKİSTAN HALKININ BİRLİĞİ BAYRAMI

9 MAYIS             ZAFER GÜNÜ

30 AĞUSTOS    ANAYASA BAYRAMI

25 EKİM             CUMHURİYET BAYRAMI

16 ARALIK        BAĞIMSIZLIK BAYRAMI

 

 

Tarihi

 

Kazakların tarih sahnesine çıkışları 15. asra rastlar. Şeybânî Hükümdârı Ebü’l-Hayr zamanında bozkır bölgesinde yaşayan Türk kabileleri, aynı sülâleden Barak Hanın oğulları Canıbek ile Kerey’in idâresinde doğuya göç ederek Çağatay Hanlığı topraklarını kendilerine yurt edindiler.


Buralarda yaşayan ve göçebe olan Türk kavimleri ile birlik olup iki yüz bin kişilik bir nüfusa ulaştılar. Bunlara daha sonra, Naymanlar, Celâyirliler ve Duğlatlar da katılınca bir milyonluk bir Kazak topluluğu meydana geldi. Balkaş civârında yaşayanlara Canıbekoğlu Kasım Han, Urallara kadar olan bölgede yaşayanlara Kereyoğlu Burunduk Han hükümdarlık ediyordu.


Kasım Han, amcasının oğlu Burunduk Hanı ortadan kaldırarak, Kazakların tamâmını idâresi altına aldı ve üç yüz bin kişilik bir ordu kurdu. Kasım Handan sonra oğlu Aknazor Han (1520-1555), ondan sonra onun oğlu Şigay Han (1555-1570) Kazan hükümdarı oldu. Şigay Han zamânında bozkırların tamamı Kazak hâkimiyeti altına girdi. Şigay Hanın yerine geçen Tevekkel Han (1570-1600) Taşkent’i ele geçirerek başşehir yaptı.


Kazak topraklarını üç ayrı “orda”ya böldü. Bunlar batıdan doğuya sırasıyla Tien Shan’ın kuzeyindeki Semireciye bölgesini içine alan kısma BüyükOrda (Uluyüz), Aral Gölünün doğusundaki orta step bölgesini içine alan kısma OrtaOrda (Ortayüz) ve Aral Gölüyle Ural Irmağı arasında kalan kısma da Küçük Orda (Kiçiyüz) denildi.


Tevekkel Hanın yerine geçen kardeşi İşim Han (1600-1623), Çungarya Kalmuklarına (Oryatlara) karşı devamlı harpler yaptı. Ondan sonra yerine geçen kardeşi Cihangir (1623-1655) Kalmukları 1626 yılında yendi. Cihangir Handan sonra yerine oğlu Tekva Han (1655-1678) geçti.

 

Tekva Handan sonra sultan olan Pulta Han (1678-1718) devrinde Çungarya Kalmukları, Türkistan’a kadar olan bölgeleri ele geçirdi. Kazakların birliği bozuldu. Ordalar birbirleri ile savaşmaya başladılar. Bu durumdan istifade eden Ruslar, önce Küçük Ordayı (1731), sonra Orta Ordayı (1743), daha sonra da Hokand Hanlığı idaresindeki Büyük Ordayı (1846) hâkimiyetleri altına aldılar. Böylece bütün Kazak toprakları Çarlık Rusyasının eline geçmiş oldu. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Kazak topraklarında yeni iskân merkezleri kurularak Ruslar yerleştirildi. 1916’da 19-43 yaş arası bütün erkek nüfusun askere çağrılması üzerine Kazaklar isyan etti. Fakat bu isyan Ruslar tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı.

 

1917 devriminden sonra Alaş Orda adlı Kazak hükümeti kuruldu. Kızılordu 1920’de Kazakistan’ı işgal etti ve Oranburg’da muhtar bir Sovyet Cumhuriyeti kuruldu.


Daha sonra Alma-Ata başşehir oldu. Göçebeler 1929’da yerleşik hayata geçmeye zorlandı. Çok sayıda Rus ve Ukraynalı Kırgızistan’a yerleştirildi. Buna karşı çıkan Kazaklar hunharca katledildiler. Kazak çocukları millî ve dinî kültürden uzak, ateist olarak yetiştirilmeye çalışıldı ise de bunda muvaffak olunamadı. 1936’da yapılan yeni bir düzenleme ile Kazak Özerk bölgesi, Kazakistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti hâline getirildi.


Rusya’daki Glasnost hareketlerinden sonra ve 1991 Ağustosunda eski Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla Kazakistan Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan etti

  • E-Bülten

  • Hava Durumu

  • Müzik Yayını

    1237760 Ziyaretçi